YOLBULAN POCATELLO’nun Civilization V Seyahatnamesi

-KISIM I-

 

Ben değersiz, yani büyük Şoşonlar kavminin lideri Pocatello, doğduğum şehir olan Moson Kahni’de, ayın gökyüzünü kapladığı bir gecede uykuya yattım. Cache Vadisinde akan yüce nehrin kıyısında daldığım rüyama, bir çok ulu liderin ruhu girdi. Mavi ateş etrafinda dans ettiğimiz sırada 7 kavmin büyük şefi Manitu da aramıza katıldı. Ben, onun yanında değersiz Pocatello, Manitu’ya savaş mızrağımı sundum ve ‘Ya şefaat Manitu’ diyeceğim yerde ‘Ya seyahat Manitu’ dedim.

 

Bu sözüm üzerine Manitu bana döndü ve ‘Seyahatini tamamlamadan huzuru bulmayasın Yolbulan Pocatello’ dedi. Ardından bu kutlu uykumdan uyandım ve kabileme doğru koştum. Halkımı etrafımda topladım ve olanları bir bir anlattım. Kabilemin yaşlıları bana verilen görevden bahsettiler. Bu görevi yerine getirmeden huzuru bulamayacağımı da eklediler. Ben de, Yolbulan Pocatello, kadim yaşlıların bu sözleri üzerine tüm dünyayı gezip medeniyetleri tanımak amacıyla evimden ayrıldım. Civilization V diye adlandırılan bu diyarda var olan her bir ülkeyi seyahatnameme yazmadan da durmayacağım.

 

 

 

Ulu ruhların ışığında çıktığım bu yolun beni götürdüğü ilk medeniyet ise Mısır oldu. Harikalar ülkesinin sınırlarından girer girmez beni, Mısır’ın en büyük ikinci şehri olan Memphis karşıladı. Şehrin eteklerine kurulduğu piramitlerin görkemiyle dilimi yuttum. Derler ki; eski liderlerinin ruhlarını huzura erdirmek için inşaat ettikleri piramitlerin yapımı sona erdiğinden beridir, tüm Mısır’da yer alan işçiler daha bir özverili çalışır olmuşlar. Eskiden beş günde ördükleri duvarı, geçtikleri yolu dört günde tamamlar olmuşlar. Gölgesini günün doğumundan batımına anca geçtiğim bu kutlu yapıtlardan, Mısır’ın başkentine doğru yola koyuldum.

 

Thebes’e doğru yolculuğumda diğer Mısır şehiri Heliopolis’ten geçtim. Başkent yolu boyunca attığım her adımda ticaret merkezleriyle karşılaştım. Mısır’ın sahip olduğu zenginliğinin en önemli nedenlerinden olan bu ticaret merkezleri Elephantine şehrine kadar devam ediyordu. Elephantine ise uçsuz bucaksız tütsü tarlalarına ev sahipliği yapıyordu. Mısır halkının gurur kaynağı olan bu tütsüler aynı zamanda, diğer medeniyetler ile yapılan ticaretlerde de önemli bir gelir kapısıdır.

 

Yolun sonuna vardığımda beni Thebes’in yüksek surları bekliyordu. Şehrin dışında nehir etrafında yer alan engin tarlaların ortasında Thebes beni tüm ihtişamıyla karşıladı. Surların eteğinde Mısır’ın meşhur Savaş Arabalarının talimini seyrettim. Diğer medeniyetlerin sahip olduğu atlı askerlerin yerine Savaş Arabaları’na sahip olan Mısır, bu birlikler ile ordunum hem menzilli saldırı hem de hareket kabiliyeti had safhaya çıkarmış.

 

 

Bir süre sonra ışıltılı birlikleri izlemekten sıkılıp, şehri gezmeye karar verdim. Sur kapılarından geçmemle kendimi görkemli bir kentin ortasında buldum. Sahip olsuğu kütüphaneleri, hamamları, dikilitaşları ve tiyatro sahneleriyle Thebes, tam bir sanat şehriydi. Mısır halkının ulu ruhları anmak için inşaat ettikleri Altın Mezarlar ise tüm bu şölene zenginlik katıyor. Birkaçı yaşanmış savaşlarda barbarca yağmalanmış olsa da kalan mezarlar tüm haşmetleriyle, Mısır halkının ibadetlerini bekliyor. Tüm bu söz konusu haşmetin içerisinden büyük Mısır Kralı, II. Ramses’in huzuruna çıkarıldım.

II. Ramses beni envai çeşit bitki ile bezenmiş bir bahçenin sonunda, altından sarayının girişinde bekliyordu. Yerden bir kaç basamak yüksekteki tahtında oturan kral, öncelikle bana ülkesini nasıl bulduğumu sordu. Ona ülkesinde yer alan tapınaklara hayran kalmamdan, özellikle de Memphis’in piramitlerin ihtişamına kapılmamdan bahsettim. Bu sözlerimden sonra II. Ramses’in içindeki kibir gözlerine yansıdı. Anlattıklarım Mısır Kralını mutlu etmiş olmalı ki beni yemeğine buyur etti.

 

Verilen ziyafet ile birlikte anladım ki meğer II. Ramses Mısır kültürünü tüm dünyaya egemen kılmak istermiş. Tüm diyarda Mısır şiirleri okunsun, Mısır şarkıları dinlensin tek gayesiymiş. Görkemli Mısır Kralı, egemenliği zengin bir kültürde görürmüş. Bu yüzden izlediği politikalar da, inşaat ettiği hariklar da hep bu sebeptenmiş.

Kralın huzurundan ayrılmam ile yeni memleketlere doğru yola koyuldum. Malum daha başında olduğum bu yol uzun ve zorlu. Ne boşa geçecek bir anım mevcut ne de aylaklık edebileceğim bir dakikam. Fakat isterdim ki kalayım Mısır illerinde bu zengin kültürün doyasıya tadını çıkarayım. Gönlüm Mısır zenginliklerinde, aklımda ulu ruhların vazifesi, ben Yolbulan Pocatello, andım olsun ki seyahatimi tamamlamadan huzuru bulamayım.

 

Pocatello Seyahatnamesi, oyun rehberi amacıyla yazılmıştır, tarihi bir sorumluluğu yoktur. İyi okumalar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

div#stuning-header .dfd-stuning-header-bg-container {background-image: url(http://www.lafalem.com/blog/wp-content/uploads/2018/08/poca-cover.jpg);background-size: cover;background-position: center top;background-attachment: scroll;background-repeat: no-repeat;}#stuning-header div.page-title-inner {min-height: 550px;}