YOLBULAN POCATELLO’nun Civilization V Seyahatnamesi

-KISIM ıı-

Ben Yolbulan Pocatello, kutlu bir rüyada, yüce Manitu’nun huzurunda şefaat yerine seyahat diledim. Bunun üzerine ulu ruhların ışığında, Civilization V diye adlandırılan bu diyarı dolaşmakla görevlendirildim. Artık bu diyarda akan her bir akarsuyu görmeden huzuru bulamam. Her nehirden su içmedikçe evime geri dönemem.

 

Bu çıktığım uzun ve zorlu yolda ilk durağım Mısır olmuştu. Mezarlarının görkemi ve ihtişamıyla beni etkileyen harikalar ülkesi nefes kesici bir görünüme sahipti. Dünyanın en zengin kültürüne sahip olmak isteyen Ramesses’in hükmettiği Mısır’dan ayrılmam ile kendimi kimsesiz topraklarda buldum. Epeyce ıssız çöllerde yürümem ile fark ettim ki meğer kaybolmuşum. Üç gün ıssız topraklarda yolumu bulamadan yürüdüm. Üçüncü günün sonunda bir vahanın ışıltısı gözlerimi aldı. Hem suyumu tazelerim hem de bir medeniyet ile karşılaşırım ümidiyle hemen vahaya doğru yöneldim.

 

Meğer bu bereketsiz topraklarda vahanın cazibesine tek kapılan ben değilmişim. Soysuz bir barbar topluluğu da benim gibi masumları beklermiş. Beni görür görmez hücum ettiler. Tabii ben de başladım onlardan kaçmaya. Fakat yorgun düşmüş bedenim bana ihanet etti. Soysuz barbarların ensemde hissetmeye başladım. Yedi ulu ruha sesleniyordum beni yola bu yüzden mi koydunuz diye. Artık kovalamacanın anlamsız olduğu, ümitsiz çarpışmaya hazırlandığım vakitte tepenin ardından bronzdan kalkanlarının güneş gibi parladığı bir grup asker çıkıverdi. Bu yiğit askerler ile birlikte omuz omuza cenk etmenin gururu her Yolbulan’a nasip olmaz. İnen her kılıç ve mızrak darbesiyle soysuz barbarlar ne olduğunu şaşırdılar. Bozguna uğrayan çete kaçmaya başladı. Zaferin sarhoşluğu ve cenkdaşlarım hoplitlerin verdiği güven ile artık ben kovalayan taraftım. Ne yazık ki bu durum kısa sürdü zira yorgun bedenim bu koşuşturmaya daha fazla dayanamadı. Kızgın kumların ortasına baygın düşüverdim.

 

Gözlerimi açtığımda kendimi bir çadırda buldum. Baş ucumda eşyalarım ayak ucumda ise bir tas temiz su hazır bekliyordu. Olabildiğince temizlenip eşyalarımı da toplayarak çadırdan çıktım. Kendimi geniş bir ordugahın ortasında buldum. Çeşitli şehir devletlerinden askerler, Büyük İskender’in bayrağı altında bir araya gelmişler. Bu büyük toplanmanın sebebini sağa sola sormaya niyetlenirken Companion Süvarisi önümde belirdi. Yunan hükümdarı Büyük İskender’in huzuruna çıkmak üzere bana eşlik etmek ile görevlendirildiklerini söylediler.

 

İskender beni atının üzerinde, yüzünde sıcak bir gülümsemeyle karşıladı. Bana kim olduğumu ve yabancı topraklarda ne yaptığımı sordu. Ben, Yolbulan Pocatello, ona ulu Manitu’nun bana bahşettiği görevden ve çıktığım yoldan bahsettim. Yolculuğum dikkatini çekmiş olmalı ki daha fazla soru sormaya başladı. Gördüğüm kentleri ve Mason Kahni ile ilgili sorular yöneltti bana. Yolun başında olduğum için anlattıklarım oldukça sınırlıydı. Yine de onunla pek hoşça muhabbet ettik.

 

Hazır kralın huzurundayken benim de ona soracak sorularım vardı elbet. Öncelikle bu ordunun sebebini sordum. Meğer koruması altında olan bir şehir devleti, başka bir krallık tarafından tehdit edilmiş. İskender’de kendisine hizmetini sunmuş diğer şehir devletlerini toplayıp, söz konusu şehir devletinin yardımına gidermiş. Bunca şehirden askerin ordusunda yer almasının sebebi buymuş. Devamında bana Yunan kral diplomasinin öneminden sıkça bahsetti. Hayal ettiği dünya egemenliğinin ülkeler arasındaki antlaşmalar ile sağlanabileceğini umut edermiş. Büyük İskender günün sonunda tüm kral ve kraliçeler tarafından dünya lideri olarak kabul görmek istermiş.

 

 

Yunan Kralı Büyük İskender’in huzurundan bir ricası ile ayrıldım. Başkentleri Athens’e gidip orasını seyahatnameme yazmamı istedi benden. Canını kurtardığı biri için bu ufak isteğini yerini getirmek kutlu bir vazifedir. Zaten yolculuğuma devam etme şevkiyle bedenimi bir kuvvet sarmıştı. İskender’in buyruğuyla bana eşlik eden Companion süvarileriyle birlikte Athens’e doğru yol koyulduk. Issız toprakları aşmamızla beraber bizi, engin mavi denizin kıyısında kurulmuş bembeyaz bir şehir karşıladı. Bahçeleri ve anıtlarıyla göz alan Athens’in en dikkat çekici özelliği ise bir ticaret noktası olmasıydı. Bir çok medeniyetin ticaret kervanları ve gemileri bu şehirde konaklıyordu. Bu şehrin limanına vardığımda ise karşıma çıkan yüce yapı ile dilimi yuttum.

 

Sıra sıra sütunları üstünde yükselen görkemli çatısıyla Büyük Kütüphane Athens’in gözbebeği. Şehrin ilim başkenti olmasına sebep bu yapı, Büyük İskender tarafındam buyrulmuş ve yapılmış. Yunan halkının dediğine göre tüm diyarda tanınan birçok bilim adamı da bu kütüphaneden yetişmiş. Nasir al-Din al-Tursi, Alan Turing ve Xi Ling Shi gibi birçok bilim adamı Büyük Kütüphane’de Yunan halkının ilimde gelişmesi için dirsek çürütmüş. Ondandır ki Büyük İskender’in hükmündeki Yunan halkı teknolojiden diğer medeniyetlerden daha üst seviyededir.

 

İki günlük konaklamanın ardından şehrin limanına indim. Yunan Kralının şehir devletleriyle arasını hoş tutmasındandır liman, birçok şehirden gelen envai çeşit hediyeler ile doluydu. Liman da bu zenginlikler arasında dolaşırken Kartacalı bir tüccara rast geldim. Yemek ve içkinin hızımıza yetişemediği hoşça muhabbetimizden sonra kendisi beni gemisine davet etti. Beni soysuzlardan koruyacağına dair söz veren tüccar, kendi ülkesi Kartaca’nın yazdığım seyahatnamede okumak istediğini söyledi. Yola diyardaki her bir ülkeyi dolaşmaya çıkan ben, Yolbulan Pocatello, bu fırsatı hemen kabul ettim. Beyaz şehir Athens’ten ayrılırken Büyük İskender’i tanımanın mutluluğu ve Büyük Kütüphaneyi bir daha görmek ümidiyle, gönlümde Kartaca’nın heyecanı ile gemiye bindim.

 

Pocatello Seyahatnamesi, oyun rehberi amacıyla yazılmıştır, tarihi bir sorumluluğu yoktur. İyi okumalar.

 

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

div#stuning-header .dfd-stuning-header-bg-container {background-image: url(http://www.lafalem.com/blog/wp-content/uploads/2018/08/poca-cover.jpg);background-size: cover;background-position: center top;background-attachment: scroll;background-repeat: no-repeat;}#stuning-header div.page-title-inner {min-height: 550px;}