Yeniden Var Olma Serüveni: GRIS

Bazı yapımlar, benzerlerinden oldukça farklı tatlar taşır. Bir şarkıyı dinlerken ya da bir filmi izlerken, diğerlerine kıyasla hissetmediğiniz duygularla karşılaşırsınız. Bu hisli yapımlara oyun dünyasında rastlamak ise oldukça zor. Zira genellikle eğlendirme amacı taşıyan video oyunları, nadiren sanat kaygısı taşır. Geçtiğimiz ay çıkan Gris ise oyun dünyasının bu nadir yapımlarından.

Aslında Gris’i oynamak ve anlatmak oldukça basit. Oyuna adını veren karakterimiz ile birlikte bizim algıladığımızdan oldukça farklı bir dünyada yolculuğa çıkıyoruz. Bu macera esnasında birbirinden farklı bulmacalarla karşılaşıyoruz. Yıllarını video oyunlarına adamış veteranlar için çocuk oyuncağı gelecek bulmacalar çözerek, yolun sonunda nihai amacımız Gris’in sesini geri kazanmak.

Ralph Waldo Emerson’ın dediği gibi bu hayatı güzel kılan varış noktası değil yaptığımız yolculuktur. Bu söz ise Gris’i tam olarak açıklıyor. Oyun, özenerek yapıldıkları belli olan beş bölümden oluşuyor. Her bir bölüm adını bir renkten alıyor ve bu renkler oyunun o kesiminin temasını oluşturuyor. Palet ile birlikte kısımların tasarımı da Gris’in öne çıkan detaylarından. Her bölümün tasarımı özene bezene yapılmış. Küçük bir yan karakterden çevre tasarımına, oyuna başından sonuna kadar büyüleyici bir atmosfer hakim.

Oyunun anlatımının da tüm bu atmosfere katkısı büyük. Zira Gris, su gibi duru ve net bir anlatıma sahip. Öncelikle belirtmeliyim ki oyunda herhangi bir diyalog ya da sesli anlatım bulunmuyor. Dahası Gris’te yapmanız gerekenler ve tüm hikaye, oyuncuya usul usul sessiz bir şekilde aktarılmış. Sessizliğin bozulduğu anlarda ise size eşlik eden benzersiz müzikler maceranızı daha keyifli bir hale getiriyor.

Gris, oyunculara bölüm tasarımları ve tüm renk paletiyle bir görsel ziyafet sunuyor. Fakat oyunun görselliğin ötesinde sizi kendine hayran bırakan bir hikayesi var. Karşılaştığınız her sorunun üstesinden biraz zeka ve Gris’in türlü  şekiller alabilen kıyafeti sayesinde geliyorsunuz. Siz ilerledikçe de karakterimizin başta yıkık dökük dünyası, renklenip toparlanıyor. Başta o iç karartan gri dünya renklenmeye, çicek açmaya başlıyor.

Serüven ilerledikçe de karakterin öyküsü sizin öykünüz oluyor. Çünkü oyunun hikayesi aslında sizin ona yüklediğiniz anlamı taşıyor. En başta söylediğim tüm macerayı basitçe sesini kaybetmiş bir kızın hikayesi olarak özetleyebilirsiniz. Ya da kaybetmenin acısını yaşayan ve bu acıya karşı mücadele eden birinin serüveni olarak da adlandırabilirsiniz. Oyunun en can alıcı sizinle birlikte şekilleniyor olması. Basit bir yolculuktan öteye Gris, oyuncuyu hissetmeye ve bir takım duyguları paylaşmaya itiyor.

Dediğim gibi bazı oyunlar yapılırken sadece oyun olmanın ötesinde gayeler taşınıyor. Nomada Studios ve Devolver Digital eşliğinde çıkan Gris de bu tür yapımlardan. Zarif ve hayran bırakan görselliğiyle oyun, eminim ki damaklarda tat bırakacak. Hüznü ve mutluluğu, yalnızlığı ve umudu bir arada hissedeceğiniz, geçen birkaç saatin ardın güzel hatıralar ile ayrılacağınız Gris’i kaçırmamanızı şiddetle tavsiye ediyoruz.

 

 

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

div#stuning-header .dfd-stuning-header-bg-container {background-image: url(http://www.lafalem.com/blog/wp-content/uploads/2019/01/GRIS1.jpg);background-size: cover;background-position: center center;background-attachment: scroll;background-repeat: no-repeat;}#stuning-header div.page-title-inner {min-height: 550px;}