PAZAR SİNEMA KULÜBÜ #14

Pazar Sinema Kulübü, televizyonların salonlarımızı işgal etmeye başladığı yıllarda haftasonlarının baş tacı programlarındandı. Birçok yıldız ismin rol aldığı yapımlar ile Pazar Sineması efsanesi sayesinde tanıştık. Ülkemize dünya sinemasını sevdiren film serisi LafAlem ile geri dönüyor. Yıllanmış ama yıllandıkça da seyir keyfi artmış filmleri her Pazar sizlerle buluşturuyoruz.

 

 

NO COUNTRY FOR OLD MEN

 

Batı Teksas’ta yaşanan anlaşmazlıklar, çekilen silahlar ve ortada kalan iki milyon dolar… Bu paranın peşinde üç adam, bol kanlı bir takip ve Meksika’ya uzanan bir serüven… Ethan – Joel Coen kardeşlerin, Cormac McCarty’nin aynı adlı romanından esinlenerek beyaz perdeye yansıttığı, 1980 yılının Amerikasında soluksuz izleyeceğiniz bir kovalamaca hikayesi anlatan No Country For Old Men, 14. Pazar Sinema Kulübü üyesi olarak huzurlarınızda.

 

 

Oldukça basit bir hikayeye sahip No Country For Old Men’de; Lleweleyn Moss, vadide geyik avındayken hasbelkader rastladığı bir katliamın ortasında iki milyon dolar para bulur. Bu parayla artık hayattan emekli(!) olmanın hayallerini kurarken, peşinden birinin geleceğine dair de hep bir kuşku barındırmaktadır. Aslında bu kuşkusunda haklıdır, zira paranın sahipleri çantanın bulunması için peşine seri katil Anton Chirugh’u takmıştır. Şahsına münhasır bir katil olan Anton için kendi ahlak kurallarına sahip diyebiliriz. Para atışının adaletine güvenen karakter, bakkalından resepsiyonuna karşısına çıkan kişileri öldürmesi yazı-turayı bilememeleri yetiyor. Para ve uyuşturucudan öte, kendi prensiplerinden ötürü insan öldüren Anton Chirugh, paradan çok Lleweleyn Moss’un peşine düşer. Tüm bu kovalamacayı arkadan izleyen Şerif Ed Tom ise elinden bir şey gelmeyeceğini bilmesine rağmen, Moss’u kurtarmayı amaçlamaktadır.

 

Filmde hikaye, her ne kadar basit bir kedi fare oyunu gibi dursa da, daha karmaşık bir yapıya sahiptir. İki saat boyunca bir kovalamacaya tanık olsak da üç karakter de hiç bir zaman karşı karşıya gelmez. Hepsi birbirinin ne yaptığından az çok haberdardır, yine bununla birlikte bir türlü birbirlerini yakalayamazlar. Birinin ön kapıdan girdiği odadan ötekisi arka kapıdan çıkmaktadır. Örneğin karavandaki süt sahnesini ele alacak olursak; Lleweleyn Moss sütü dolaba koyarken, Anton gelip sütü dolaptan çıkarır. Masanın üstünde duran ve daha ısınmamış sütü içmek ise Ed Tom’a kalır. Yönetmenin daha filmin başında örneklediği hikayenin akışı film boyunca da devam ediyor. Ama doludizgin sürecek bu kovalamaca da karakterler hiç göz göze gelip, bir diyalog bile kuramıyor.

 

 

Üç ana karakter üstüne kurulu No Country For Old Men’de, oyunculuk üç ana ismin üzerinde yoğunlaşmış. Josh Brolin – Javier Bardem ve Tommy Lee Jones üçlüsünün gösterdiği üstün performansları da filmin kalitesini yukarı çekiyor. Özellikle Javier Bardem’in, Anton Chirugh rolünde kariyerinin en başarılı filmini çıkardığını düşünüyorum. Filmin daha başında polis memurunu sakinlikle öldüren katilin, kelepçelerinden kurtuluşuyla birlikte sadece bununla sınırlı kalmayacağını ve öldürmek için onu durduracak bir nedenin kalmadığını anlıyorsunuz. Ayrıca film genelinde Anton’un para ya da zevk için değil sadece yaptığı antlaşmalara, bu antlaşma isterse basit bir para atışı olsun isterse birine verdiği söz, sadık kalmak için adam öldürmesini oldukça başarılı yansıtılmış. İyi yazılmış bir karakterin, kendini adamış bir oyuncu tarafından oynanılması; onu başarıyla beyaz perdeye yansıtacak bir yönetmenin eline gelince ortaya da Anton Chirugh çıkmasını sağlamış. Sinema tarihinin en eşsiz seri katil tiplemesi de böylece ortaya çıkmış.

 

Javier Bardem’in yanı sıra üstünde durulması gereken diğer aktör ise Tommy Lee Jones. Uzun yıllardır Şerif olan Ed Tom Bell rolünde izlediğimiz kurt oyuncunun filmin belki de en kilit ismi olduğunu söylemek lazım. Film boyu hikayeyi hep arkadan izleyen Ed Tom, tüm olanlara karşı elinden bir şey gelmemesinin çaresizliğini yaşıyor. Katili durdurmaktan öte sorunun olduğunu fark eden şerif, babasıyla olan muhabbetinde de kahvaltıda anlattığı rüyasında da bundan bahsediyor bir nevi. Bu ikiliye eşlik eden Josh Brolin’de onların gölgesinde iyi bir oyunculuk sergiliyor. Vasatlığı kabul görmeyen Coen biraderlerinin yapımında, kabul görecek bir performansa imza atıyor.

 

Filmin başarılı görsellerinin altına imzasını atan ismin de Roger Deakins olduğunu belirtmek gerekir. Batı Teksas’ın bucaksız vadilerinden eşsiz manzaralarından, özellikle gerilimin tırmandığı anlarda kullanılan kamera açısına filmde ayrı bir tatta anlatım mevcut. Karakterlerin özellikle Anton Chirugh’un bu kadar başarılı yansıtılmasında aslan payını da görüntü yönetmenine vermek gerekiyor. Benzin istasyonunda geçen ve seri katilin tamamen tanıdığımız o meşhur diyalogda ya da filmin başında gün doğumuyla giren Ed Tom’un sesi ile hikayeye girişi filmin karakteristiğini ortaya koyan detaylar. Blade Runner 2049 ve Scario’da da ortaya harika işler çıkaran Roger Deakins’in No Country For Old Men’in başarısında katkısını olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

 

 

Eşsiz bir doyum olarak gördüğümüz ve Coen kardeşlerin en başarılı işi olarak kabul ettiğimiz No Country For Old Men, LafAlem’in bu haftaki Pazar Sinema Kulübü filmi tavsiyemiz. Eşsiz bir anlatıma sahip bu filmi kesinlikle izleyin. Daha önceki film tavsiyelerimize de göz atmayı unutmayın. İyi seyirler, keyifli pazarlar dileriz.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

div#stuning-header .dfd-stuning-header-bg-container {background-image: url(http://www.lafalem.com/blog/wp-content/uploads/2018/10/PSK141.jpg);background-size: cover;background-position: center center;background-attachment: scroll;background-repeat: no-repeat;}#stuning-header div.page-title-inner {min-height: 550px;}