Daha Kanlı Daha Vahşi: CASTLEVANIA 2. SEZON Nasıldı

Netflix, 30 yaşını doldurmuş bir külliyata sahip Castlevania için geçtiğimiz sene bir animasyon dizi çektiklerini duyurmuş ve çok da zaman geçmeden 2017 Ekim ayı sonunda, Cadılar Bayramı kutlanırken, birinci sezon olarak adlandırdıkları 4 bölümlük bir paketi izleyicilerin beğenisine sunmuştu. Adi Shankar’ın yapımını yönettiği proje, izleyicilerin dikkatini çekmeyi başarmıştı. Her ne kadar dizinin ilk sezonu, dört bölümlük bir ‘giriş’ kısmını oluştursa da pek çok açıdan heyecan uyandırıyordu. Daha çok karakterlerin ve olayların tanıtıldığı sezon, özellikle aksiyon sahneleri ile kaliteli bir yapım olacağının sinyallerini veriyordu. 11. Yüzyıl Eflak’ının, Castlevania evreninde vücut bulmuş hali oldukça görkemliydi. Dahası kiliseye ve onun inananlarına savaş açmış olan Dracula da en az onun kadar ihtişamlı ve korkunçtu. Vampirler, zebaniler, büyücüler ve bol kanlı dövüşler derken Castlevania güzel bir başlangıç yapmıştı.

 

 

Trevor Belmont, Sypha Belnades ve Alucard’ın dördüncü bölümde yarım kalan hikayesi, bir sene ardından gelen ikinci sezon ile birlikte hız kesmeden devam etti. Bu üçü de birine benzemez ekibimiz tek bir gaye altında toplanmış, Dracula’yı yenip insanlığı yok edilmekten kurtarmak için kolları sıvar. Öte yandan Dracula ise haşmetli şatosuna dünyanın dört bir yanından kurmaylarını çağırmış, insanlığı olabildiğince vahşi ve acı çektirerek yok etmenin peşindedir. Olaylar gelişti, bol bol kan döküldü, oydu buydu derken sekiz bölümün sonunda dizi finalini yaptı ve biz de üçüncü sezon için süresi belirsiz bir bekleyişe girdik.

 

Şimdi sadede gelelim ve LafAlem’in tamamen spoilerdan arınmış, çok gizli laboratuvarlarında Castlevania’yı masaya yatıralım. Her şeyden önce bu sezonun, ilkinin aksine daha kesin bir sona sahip olduğunu söylemek gerekiyor. Bu yüzden ikinci sezona iyi ya da kötü diyebilmek, bir önceki sezona kıyasla daha kolay. Ötesinde yukarıda konuştuğumuz gibi bizim için ilk sezon, yapımın giriş kısmını oluşturuyor. Dolayısıyla dizinin 12 bölümünü bir bütün olarak değerlendirmek bizce daha doğru olacaktır. İlk olarak dizinin görselliği bütün olarak harika ve izleyiciyi kendisine bağlıyor. Bunda aslan payını zebanilerin istilasına uğraşın Eflak’a vermek gerekir. Greşit’ten Dracula’nın şatosuna, Braila’daki muharebeden Belmontların eski köşküne, dizideki her mekan başarılı. Yapımın animasyon olmasının pek çok açıdan işleri kolaylaştırıldığı tabii bir gerçek. Set ortamında ve görsel efektlerle aynı etkiyi elde etmek hiç kuşkusuz daha pahalı olurdu. Yine de mazide, oyun dünyasından bir çok yapımın beyaz perdeye veya ekrana aktarıldığına şahit olduk. Tüm emsalleri düşününce Castlevania’nın bu başarısı takdir görmeye değer.

 

 

Dizinin hikayesine değinecek olursak, senaryonun tek bir parçada hazırlandığını düşünüyorum. Warren Ellis tarafından metin, en azından izlediğimiz 12 bölüm için, bir bütün olarak yazılmış. Bunun ışığında hikayenin  sezon başlangıcında kaldığı yerden son sürat devam etmesi ve temposunu dizi genelinde koruması daha mantıklı geliyor. Muhteşem üçlümüz nihai amaçlarına ulaşıp, Dracula’yı halt etmek için yine ellerinden geleni yapıyorlar. Ancak ilk bölümlerin aksine aksiyonlu dövüşleri pek beklemeyin. Açıkçası Castlevania’nın bu sesonda çok daha kanlı ve aksiyonlu geçmesini beklerdim. Bu durum beni biraz hayal kırıklığına uğratmadı değil. Yine de keyifli geçen köşk keşfinin ve entrika dolu savaş konseylerinin ardından patlayan savaş, günün sonunda seyirciyi tatmin ediyor. Diziye yeni katılan karakterler ise gelecek sezonlarda yaşanacaklar konusunda heyecanlanmamız için yeterli oldu. Hector ve Isaac ikilisi, gelişi pek beklenmedik olan ve oldukça renkli karakterler. Dahası ilerleyen sezonlarda bu iki karakterin yapabileceklerinin sınırı yok. Carmilla ise Dracula ile baş edebilcek kadar tehlikeli olduğunu kanıtladı. Entrikadan beslenen ve güç sevdalısı bir karakterinin Castlevania’ya katılışının, öykünün ilerisine heyecan kattığını söylemek yalan olmaz.

 

Sonuç olarak Netflix’in oyundan uyarlayıp, izleyicinin beğenisine sunduğu Castlevania, takibe değer ve izlenisi olarak ön plana çıkıyor. Özellikle de oyunlardan uyarlanan onca film veya dizi düşünülünce, diziyi hazırlayan ekibin takdire şayan olduğunu düşünüyoruz. Bu arada dizinin yapımcısı Adi Shankar da emsallerinin ötesinde olduklarını bildiğinden, bir başka efsane yapım ‘Devil May Cry’ serisinin dizi haklarını satın aldı. ‘Hollywood’un bu işi beceremediğini’ söyleyen Shankar, söz konusu dizinin Castlevania ile aynı evrende geçeceğini de belirtti. Açıkçası bu haber ile birlikte üçüncü sezonun gelişini biz şimdiden radarımıza aldık. Eminiz ki bizi bir sonraki sezon kanlı, vahşi ve her şeyden öte kaliteli bir hikaye bekliyor.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

div#stuning-header .dfd-stuning-header-bg-container {background-image: url(http://www.lafalem.com/blog/wp-content/uploads/2018/07/Catlevania-1024x503.png);background-size: cover;background-position: center center;background-attachment: scroll;background-repeat: no-repeat;}#stuning-header div.page-title-inner {min-height: 550px;}