AT THE GATES İle Avrupa’da Medeniyet Kurmaya Hazırlanın.

Site sakinleri olarak, strateji oyunlarının gönlümüzü kolay çeldiği su götürmez bir gerçek. Gerek koca bir imparatorluk kuralım, gerekse kara kışın ortasında hayat mücadelesi verelim fark etmez, eğer oyunun hikayesi güzel ve oynanışı da zevkli ise saatlerimizi uğruna feda ettiğimiz doğrudur. Bu sebeple yeni çıkacak oyunlar arasından strateji etiketi taşıyanlara daha bir dikkat kesiliyoruz. Hal böyleyken çıkış tarihi kesinleşmiş bir strateji oyunu hakkında  biraz laflayalım istedim. Civilization V’in tasarımcısı Jon Schafer önderliğinde Conifer Games tarafından hazırlanan Jon Schafer’s At The Gates, beş yıllık bir beklemenin ardından 23 Ocak 2019‘da oyuncuların huzuruna çıkmaya hazır.

 

At The Gates, Roma İmparatorluğunun dağılmasının ardından karanlık bir çağ geçiren Avrupa’da geçiyor. Oyuna, küçük bir kabileye liderlik ederek başlıyorsunuz. Lordluğunuzun ilk zamanları başlıca gayeniz, köylüyü doyurup, çetin şartlarda hayatta kalmalarını sağlamak. Bu yolda kıtlık, barbarlar ya da savaş gibi pek çok zorluk karşınıza çıkacak. Fakat diğer oyunların aksine At The Gates’de en dikkat etmeniz gereken detay, bölgelere göre değişen iklim ve mevsimler. Oyunda yazın da kışın da hava şartlarına dikkat etmeniz gerekiyor. Eğer ön görüşü eksik bir lidersiniz, şehirleriniz kara kışın ortasında erzaksız kalabilir, dahası yazın taşan nehirler can kayıplarına sebep olabilir. Ayrıca baharda toplayacağınız hasadın, güzün ortasında yapacağınız avın miktarı da farklı olacak. Açıkçası dört mevsimin oynanışa etkili olmasını, özellikle oyuncunun, daha liderlik kariyerinin başında iken alacağı kararları şekillendirmesini gayet başarılı buldum. Yıllardır pek çok strateji oyununda sararan yapraklara, yağan karlara şahit olduk. Fakat görselliğin ötesinde bir deneyim sunuyor olması At The Gates’in en göze çarpan ayrıntısı.

 

 

Bir krallığı yönettiğiniz strateji oyunlarının en can alıcı noktası genelde krallığı kurmaktır. Şehirlerinizi kurduğunuz noktalar, haritaya yayılma politikanız, sahip olduğunuz ham maddeler hepsi büyük bir krallık kurmaktaki önemli faktörler. At The Gates’te de bu duruma oldukça özen gösterilmiş. Besin, odun ve maden kaynakları haritaya yayılmış halde. Şehirler ve ordular kurmak için oyuncular bu kaynaklardan olabildiğince yaralanmaya çalışacak. Oyunda ihtiyaç olan kaynakları iyi belirlenmesi ve seçimlerinizi yaparken dikkat edilmesi gerekiyor. Toplayıcı, avcı, çiftçi, madenci gibi birçok birim oyuncuların kaynaklara erişimini sağlıyor. Önemli olan kaynakları üretip işleyen bu birimleri doğru zamanda yetiştirip, oyun boyunca tehlikelere karşı korumak.

 

Jon Schafer ve ekibinin At The Gates’i anlatırken devamlı üzerinde durdukları nokta ise krallıkların oyuncunun yaptığı seçimler ile şekillenecek olması. Oyunda biri askeri diğeri ekonomi olmak üzere iki ayrı başlık altında ağaç yer alıyor. Bu iki ağaçta da oyuncuya belli başlı bonuslar sağlayan kararlar mevcut. Söylemlerden anlaşıldığı üzere oyuncu verdiği karar bir kapıyı kapatırken, başka kapıların açılmasına önayak oluşturacak. Oyunda çeşitliliğin sağlanması için başka detaylar daha eklenmiş. Bunlardan en dikkat çekeni, kabileden imparatorluğa giden yolda size bir konseyin eşlik edecek olması. Konseye liderlik eden bir bakanın yanı sıra; üretim, askeri ve diplomasi işlerine bakan üç ayrı bakan atayabiliyorsunuz. Her atadığınız karakterin doğal olarak kendine has özellikleri ve bunun yanında size sağladığı artılar mevcut. Burada doğru niteliklere sahip ismi, doğru görevlendirmek en can alıcı nokta. Ayrıca konsey üyeleri ile ilişkinizi iyi tutmanız gerekiyor. Buyruk verirken onlara kulak vererek ilişkinizi üst düzeye çıkarabilirken, ufak hediyeler ile de kırılan kalpleri onarmak mümkün.

 

 

Son olarak oyunun görselliğine değinmek isterim, zira At The Gates oldukça pastoral çizimleri ile şahsına münhasır bir atmosfere sahip. Haritadan şehir görüntülerine, karakterlerden arayüz menülerine oyun tamamen çizimlerden oluşuyor. Daha önceki projesi Sid Meier’s Civilization V ile kendisini ispatlayan, BAFTA ödülü sahibi Jon Schafer, bu oyuna imzasını atmış. Her fırsatta, bir kickstarter projesi olarak başlayan At The Gates’te, oyunculara keyifli saatler yaşatmak istediğini söyleyen Schafer, beş yılında sonunda tatmin olmuş şekilde oyununu piyasaya sürmeye hazır. Açıkçası ben şimdiden ordusuyla düşmana korku dosta güven veren, kervanların odak noktası, halkının refah ve mutlulukla yaşadığı bir krallık kurmanın heyecanı içerisindeyim. Bakalım Jon Schafer’s At The Gates, bizi bilgisayar başına mahkum edecek yeni oyun mu?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

div#stuning-header .dfd-stuning-header-bg-container {background-image: url(http://www.lafalem.com/blog/wp-content/uploads/2018/12/ATG3.png);background-size: cover;background-position: center center;background-attachment: scroll;background-repeat: no-repeat;}#stuning-header div.page-title-inner {min-height: 550px;}