Assassin’s Creed’den Bir Fazlası: AC ODYSSEY!

Ubisoft’un, bizi çağlar boyu suikast peşinde çatıdan çatılara atlatan serisi Assassin’s Creed’in yeni oyunu geçtiğimiz hafta oyuncuların beğenisine sunuldu. 2007 yılında Altar Ibn-La’Ahad ile başlayan tüm bu serüvende, Ezio Auditore’dan Frye kardeşlere, suikastçılar ile tapınağın mücadelesine tanık olmuştuk. Yıllar geçtikçe her oyunuyla kendine, iyi kötü tartışılır, yenilikler katan seri, onuncu oyunu Origins ile birlikte de çehresinde değişikler yaşanmıştı. Artık on bir yılın sonunda, üçüncü şahıs aksiyon oyunundan tamamen bir rol yapma oyununa evrilen yapımın, son halkası huzurlarınızda: Assassin’s Creed Odyssey.

 

 

Açıkçası LafAlem olarak; AC: Odyssey’inin gelişi duyurulduğunda, Origins ile arasında sadece bir sene gibi kısa bir zaman olmasından ötürü oyuna biraz ön yargılı yaklaşmıştık. Odyssey’de vaat ettikleri dünyanın büyüklüğüne, Ubisoft’un sorunlu geçmişini de ekleyince bizleri yarım bir oyun beklediğini söylemiştik. Tam bu noktada, tüm o sözleri geri aldığımı belirtmeliyim. Çünkü karşılama ekranından itibaren Assassin’s Creed Odyssey beni oldukça etkiledi. Başlangıçta Frank Miller’ın 300 romanından bir parçayla açılışı yapan yapımda, Xerxes’in komutasındaki Pers ordusuyla savaşan Leonidas ile dövüş mekaniklerini öğreniyoruz. Bu küçük dövüşü ve Layla Hassan’ın yıllar sonra Leonidas’ın mızrağını buluşunu kısaca geçecek olursak, gerçek anlamda bizim hikayemiz, hangi kardeşi oynayacağımızı seçmemiz ile başlıyor. Aleksisos ve Kassandra kardeşler arasında yapacağınız seçimde dikkatli olmanız da yarar var, zira tüm hikaye bu seçimle şekillenmeye başlıyor.

 

Oyunun en keyifli detaylarından biri de hikaye, ya da Ubisoft’un üzerinde durduğu üzere Odyssey, bayağı bayağı oyuncunun verdiği kararlar ile şekilleniyor. Burada sadece ana hikayede yapacağınız görevlerin veya görevlerde yer alacak karakterlerin değişmesini kastetmiyorum. Gerek ufak bir görevden kazanacağınız ödül, gerekse devam eden Peloponez Savaşı’nı kimin kazanacağı, hepsi oyuncunun vereceği kararlara kalmış. Ayrıca karakterinizin kişiliği de yine yaptığınız seçimler ile şekilleniyor. İsterseniz onurlu bir vatandaş olarak topluma yardımcı olabilirsiniz, ya da hırsızlık yapıp haraç keserek başlarına bela da olabilirsiniz. Bu esneklik ile oyun, eksiksiz bir rol yapma keyfi sunmuş.

 

Tabii yaptıklarınız kadar söylediklerinizden de sorumlusunuz AC: Odyssey’de. O an için doğru göründüğü için ya da ortamın gazına gelerek söylediğiniz cümleler ilerde başınıza büyük işler açabiliyor. Bu yüzden oyun boyunca ağzından çıkacak kelimelere dikkat etmenizde fayda var. Ayrıca diyalogdaki bazı cümleler ardından aksiyona girmenize neden oluyor. Birine küfür edip kavga başlatmak ya da sıcak bir sarılmayla gönlünü almak size kalmış. Tüm bu kararları alırken bir denge yaratmak da fayda var. Her ne kadar ‘kötü çocuk’ olmak fikri bu tür oyunlarda oyuncunun ilgisini çekse de, Assassin’s Creed Odyssey aşırılığı cezalandırmanın yolunu bulmuş. Eğer etrafınıza zarar vermeye devam ederseniz, birilerini fazlasıyla kızdırıp ve başınıza ödüller konmasına sebep olabilirsiniz.

 

Yedi İklimin Misthiosları:

Antik Yunan’ın yeşil topraklarını ve masmavi sularını dolaşırken tetikte olmanız gerekiyor. Zira kellenize biçilen altın, paralı askerin hedefi olmanız yeterli bir sebep. Gerek görevlerden ötürü gerekse sizin hoyratlığınızdan, işlediğiniz her suçla başınıza konulan ödül de artıyor. Altının sayısı çoğaldıkça da peşinize düşen paralı askerler daha nicelikli hale geliyor. Ayrıca oyunda ‘Misthios’ların Shadow of Mordor’dan tanıdığımız Nemesis Sistemine sahip olduklarını eklemek gerekir. Öldürdüğünüzü sandığınız bir askerin daha belalı bir şekilde karşınıza çıkmasına hazır olun. Tabii eğer size emrinizde savaşacak kadar iyi olduklarını düşünüyorsanız başka. Zira bu durumda savaşçıları astınız olarak geminize katabilirsiniz.

 

Her ne kadar oyunun ilk seviyelerinde sizi kanser etse de peşimize paralı askerlerin düşmesine bayıldığımı belirtmeliyim. Öncelikle seviyeniz onlardan düşükken onları alt edebilmeniz neredeyse imkansız. Oyun böylelikle tecrübe kazanıp seviye atlamanız ve eşya toplayıp silahlarınızı geliştirmeye itmiş. Fakat bir seviyeden sonra bunları yapsanız bile yeterli olmuyor. Seviye olarak üstün olduğunuz savaşları kaybetmeniz mümkün. Bu durumda da karşınızdakinin zayıflıklarına göre strateji geliştirip öyle dövüşmeniz gerekiyor. Tek bir silah ile ustalaşıp ya da zehir, ateş ve benzeri faktörleri göz ardı edip rahatça haritayı gezmek, artık eskisi gibi kolay değil. En suikastçı haliniz ile gizli gizli çalılarda dolaşırken üstünüze koşan iri kıyımlara hazırlıklı olun.

 

Hazır söz haritadan açılmışken, Assassin Crees Odyssey’de büyük bir dünya mevcut. Günümüzdeki mevcut Yunanistan, Batı Trakya toprakları hariç, adalarıyla birlikte oyunda yer alıyor. Bu da gezilecek çokça dere, tepe, ova ve vadi anlamına geliyor. Tüm bu kara kütlesine ek olarak Yunan topraklarını çevreleyen deniz de eklenince uçsuz bucaksız gezilecek bir harita var önünüzde. Fakat Ubisoft tüm bu dünyayı tasarlarken oldukça başarılı iş çıkarmış çünkü tüm bu oyun sırasında Antik Yunan’ı gezmek çok zevkli. Ayrıca oyunun başında karşımıza çıkan ‘Exploration Mod’ seçeneğini tercih edecek olursanız, bu zevki katlayabilirsiniz. Zira söz konusu mod ile görev için gitmeniz gereken yer haritada direkt gösterilmiyor da diyaloglar ile tarif ediliyor. Kefalonya’nın güneyinde, ormanın ortasında, terk edilmiş bir ev gibi örneğin. Bu da haritada bol bol dolaşmak anlamına geliyor. Kısacası Yunanistan’da uzun ve keyifli bir gezintiye çıkmaya hazır olun. Açık dünya oyunlarında gezmeyi sevmeyen ve mümkün oldukça hızlı yolculuğu kullanan şahsım, yaklaşık 14 saat süren Assassin’s Creed tecrübem boyunca bir kez bile söz konusu yolculuğa başvurmadım. Kendim için başarı olarak gördüğüm bu süreyi, oyunda emeği geçenlere ithaf ediyorum. Antik Yunan’da görevlerden görevlere koşmayı günlük hayatımın bir parçası haline getirdiler.

 

 

Peşinde koştuğum tüm görevlerden konuşacak olursak, açıkçası çeşitlilik bakımından diğer rol yapma oyunlarından herhangi bir artısı eksiği yok. Yine bir şeyleri getirip götürüp, eşyaları yakıp ve doğal olarak birilerini öldürüyoruz. Bence bu konuda Odyssey’deki en önemli farkı yan görevler yaratmış. Zaten ana görevler hikayenin iskeletini oluşturduğu için öykü başarısıyla doğru orantılı değerlendirmeliyiz. Yan görevleri ise tüm hikayeye küçük tatlı detaylar eklemek için fırsat olarak görüyorum. Dünyayı genişletmek, karakterlere derinlik katmak ya da ‘easter egg’ler ile oyuncuların gönlünü kazanmak, tüm bunlar yan görevlerin oyuna katabileceği artılar. Ubisoft, Assassin’s Creed Odyssey’de bu fırsatları iyi değerlendirmiş. Özellikle üstünde sıkça durdukları ‘Kendi Odyssey’ini yarat.’ noktasında yan görevlerin önemi büyük.

 

Oyunla ilgili konuşmayı kendime vazife edindiğim diğer bir konu ise dövüş mekanikleri. Karakterlerimizin Spartalı olması ve bir savaşın ortasında yaşıyor olmamızdan ötürü çokça dövüşeceksiniz, buna hazır olun. Tüm bu dövüş sırasında nasıl bir yol izleyeceğiniz ise, şaşırmayın, tamamen size kalmış. Gerek silah tiplerindeki çeşitlilik gerekse silah ile zırhlara yapacağınız ve size hasar, can gibi ekstra bonus sağlayan geliştirmeler ile nasıl savaşacağınıza siz karar veriyorsunuz. Fakat yine de Tatar Ramazan gibi on kişinin ortasına atlayıp, sağ çıkacağınızı sanmayın. Çünkü bu oyun bir Assassin’s Crees oyunu ve oyun sizi assassin olmaya zorluyor. Hayatta kalmak istiyorsanız, gizli kalmalı ve düşmanınız bıçağınızı görmemeli.

 

Bu arada oyunda geniş bir de yetenek seti mevcut. “Hunter”, “Warrior” ve “Assassin” başlıkları altında toplanmış yetenekleri, kendi dövüş stilinize uygun şekilde seviye atladıkça açıyorsunuz. Eğer rakiplerinizi uzaktan avlamayı tercih eden bir kiskin nişancıysanız, Hunter dalındaki geliştirmeler ile ok ve yayı daha ölümcül hale getirebilirsiniz. Sparta tekmesi gibi daha ‘havalı’ yetenekler ise kafa göz dalmayı seven fedailerin tercihi Warrior dalında toplanmış durumda. Suikastçının üç yeminini benimsemiş biriyseniz de sizi bekleyen yetenekler Assassin bölümünde yer alıyor. Yeteneklerinizi nasıl seçeceğiniz tamamen size kalmış. Üstelik pişman olup, geri almak istediğiniz bir yetenek de olursa, oyun küçük bir miktar karşısında bu yapmanızı mümkün kılmış.

 

 

Tüm bu konuştuklarımızın ışığında oyunu tek bir kelime ile ifade et deseler, rahatlıkla söyleyebilirim ki Assassin’s Creed Odyssey doyurucu bir yapım olmuş. Kanlı geçecek mücadeleleri ve tozu dumana katan savaşlarıyla Antik Yunan geçecek serüvene hazır olun. Açıkçası ilk duyurulduğunda bayağı ön yargılı yaklaştığım oyun, beni ters köşe etti. Gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki Odyssey, yılın en iyi ve keyifli oyunlarından biri. Özellikle geniş haritası ve zevkli görevleriyle beni kendine sevdiren bu yapımı oynamanızı tavsiye ederim. Her ne kadar malum fiyatı fazla gibi dursa da uygun indirimler yakalanarak biraz da Ubisoft Club Promo Kodlarını kullanarak AAA bir oyun için uygun bir fiyata oyunu satın alabilirsiniz. Son zamanlarda, beni en tatmin eden oyunlardan biri Odyssey’i açıkçası çok sevdim. Şimdilik Peloponez Savaşı’nın kaderini değiştirmek üzere huzurlarınızdan ayrılıyorum. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere, kendinize iyi bakın.

 

 

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

div#stuning-header .dfd-stuning-header-bg-container {background-image: url(http://www.lafalem.com/blog/wp-content/uploads/2018/10/ACO1.jpg);background-size: cover;background-position: center center;background-attachment: scroll;background-repeat: no-repeat;}#stuning-header div.page-title-inner {min-height: 550px;}